logo


Anasayfa
PDF Yazdır e-Posta

MADENCİ AĞITI

.................13 Mayıs 2014’de Soma’da can veren 301 madencinin anısına saygıyla…

Bir madenciyim ben

Yedi kat dibinde yerin

 

İki büklüm sürünürüm ocakta

 

Kölesiyim efendilerin

İş güvenliği nedir bilmem

Söyleyemem gözümün her gördüğünü

Yüzümdeki kömür karasına şükreder

Süsümdür anlayana alın terim

Üç kuruş yevmiyeyle

Dünyanın en tehlikeli işidir yaptığım

Bugün Soma’da dün Zonguldak’ta

Yarın kim bilir hangi madenindeyim ülkemin

Azrail’i atlattığım olur arada

Bir avuç kömüre can verirken

Size minnetle bakar yine gözlerim

Sendikacıları sorsan tanımam

Patronum ne derse o olur

Benim aidatlarımla onlar yolunu bulur

İktidar yalakalığı bile yaptırırlar

Karşı çıksan olmaz

Azarlanırım, horlanırım da

Ama onurluyum da arkadaşımın yerine ölecek kadar

Çizmelerimin çamurundan utanır

Korkarım devlet malını çalmaktan

Sağlığım hiç önemli değildir

Ne derlerse yaparım

Yeter ki atılmayayım işten

 

Bir madenciyim ben

Yedi kat dibinde yerin

Ya grizu patlaması ya göçük

Ya da bir yangınladır ölümüm

Ey güzel ülkemin sefil insanları

Size dağıtılan her kömür

Alın terim benim, kanımdır

Bedavaya gelir kömürler sana

Zamansız ölüm de fıtrattır bana

Haberlidir denetimler bizde

Gelip gittiklerinde duyarım ancak

Ne onlar beni görür ne de ben onları

Çalıştığım yer bir ocak

Cehennem gibi sıcak mı sıcak


Bir madenciyim ben

Yedi kat dibinde yerin

Hepimizin bir hikâyesi var

İçini acıtır dinleyenlerin

Bazılarının eşi hamile

Bazıları yeni doğum yapmış

Kalmış hastanede

Söyleyememişler adamının akıbetini

Sünnet yapacaktı çocuğuna kimi

Kimi de avucuna yazmış vasiyetini

İkizler varmış bir de

Koyun koyuna yatıyorlar onlar da

Her evde bir dram

Acılar dinmiyor insanlarda

Yoksullukta hayal kurmak

Hep umuttur bizde

İştir, ekmektir, sevdadır ufukta

Kimimiz askerden yeni gelmiş

Kimimiz de nişanlıydık çocukluk aşkımızla

İşi olmayana kız verilmezdi

Ölümüne daldı damarına kömürün

Çocuk ne de olsa delikanlıydı

Ferhat dağları delmişti ya Şirin’i için

O da delmeliydi dağları

Daha çok kömür demek


Onlara Ağustos’ta balayıydı

Bir madenciyim ben

Yedi kat dibinde yerin

Tek tek ölümlerde anılmaz adım

Katliam olursa ancak

İlgisini çekerim dünyanın

Bir anda ülkemin en değerlisi

En kahramanı oluveririm

Kravatlı, lacivertliler koyu renkli arabalarıyla

Koruma ordusuyla gelirler ziyaretime

Dillerinden düşmeyen dini motifler

Koca koca laflar edip

Takdir-i ilahi derler

Bir sürü vaatler verirler

İsyanım sona erer o anda

Bu işte de almıştır tarikat görev

Tebliğler dağıtılır açıktan ev ev

Öyle ayrıştırdılar ki bizi

İspiyonluyoruz bir birimizi

Aynı acıyı paylaşamıyor

Ağıtlarla defin edemiyoruz cenazemizi

Bin sekizyüzlü yıllarda da

Oluyormuş böylesi

Adam dalga geçiyor

Var mı bunu ötesi

İtiraz edecek olsak

Tokat iyi geliyor

Tekme bile atıyor yere düşene

Mangal yürekli Yusufçuklar

Ey güzel ülkemin helal kazananları

Şehitmiş, cennetmiş sizin uydurmalarınız

Benim yüzümdeki leke kömür karası

Ya sizinkilerin…

Ağzınızla kuş tutsanız yakanızda ellerim

Yaşanır mıydı bu dramlar önlemler alsaydınız

Tedbirsiz her ölüm fıtratımızsa eğer

Kıskananlar çatlasın

Sizi sevmeye değer!

 

Bir madenciyim ben

Yedi kat dibinde yerin

Beni teselli etmez

Abuk sabuk sözlerin.


15 Mayıs 2014, Sinop

Yaşar KANDEMİR



 

 

Sunan: Joomla!. Designed by: dedicated servers hosting mysql hosting Valid XHTML and CSS.